YÖK Genel Kurulu, Prof. Dr. Özcan başkanlığında toplandı. YÖK'teki toplantıya yemek arası verildiği sırada Özcan, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Toplantıda, YÖK
üyesi Prof. Dr. Durmuş Günay'ın
meslek
yüksek
okulları ve teknoloji fakülteleriyle ilgili iki ayrı sunum yaptığını ifade eden Özcan, üniversitelerin kontenjanlarını
görüşmeye daha
yeni başladıklarını söyledi.
Özcan, gelecek eğitim öğretim yılı için üniversitelerin kontenjanlarında yüzde 5 civarında bir artış olacağını belirterek, karar alındıktan sonra açıklama yapacağını bildirdi.
''TÜRKİYE'DE 17 BİN CİVARINDA YABANCI ÖĞRENCİ VAR. BU RAKAMI SENEYE EN AZINDAN İKİ MİSLİNE KATLAMAMIZ LAZIM, ONDAN SONRA DA ARTARAK DEVAM ETMESİ LAZIM''
YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, üniversitelerde 17 bin yabancı öğrencinin öğrenim gördüğünü, bu rakamın artması gerektiğini belirterek, ''Yabancı öğrenciler için Türkiye'de aldığımız öğrencilerin dışında ayrıca kapasiteler düşünüyoruz. Tüm üniversitelere haber verdik, yabancı öğrenciler için yer bırakın diye'' dedi.
Özcan, YÖK Genel Kurulu toplantısına ara verildiği sırada gazetecilerin çeşitli konulardaki sorularını yanıtladı.
YÖK Başkanı, Türkiye'deki yabancı öğrenci sayısının artırılmasına önem verdiklerini ifade ederek,
çeşitli ülkelerle iş birliği yaptıklarını anlattı.
Suriye ile
yapılan anlaşma çerçevesinde, bu ülkeden 100 öğrencinin devlet burslusu olarak Türkiye'deki üniversitelerde okuyacağını belirten Özcan, Suudi Arabistan ve Kazakistan'dan Türkiye'ye öğrenci gelmesine için anlaşmalar
yapıldığını kaydetti.
Türkiye'deki üniversitelerde İngilizce bölümler çoğalırsa yabancı öğrencilerin sayısının da hızla artacağını ifade eden Özcan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bu konuda epey
yol aldık. 1-2 sene içinde siz de şaşıracaksınız ne kadar öğrenci çektiğimize. Şimdi Türkiye'de 17 bin civarında yabancı öğrenci var. Bu rakamı seneye en azından iki misline katlamamız lazım, ondan sonra da artarak devam etmesi lazım. Kapasitemiz fena değil. Yabancı öğrenciler için, Türkiye'de aldığımız öğrencilerin dışında ayrıca kapasiteler düşünüyoruz. Tüm üniversitelere haber verdik, yabancı öğrenciler için yer bırakın diye. Onlar da hazırlıklılar. İlk yıllarda biraz olur ama şimdi geleni alacak durumdayız. Zaten öğrencilerin çoğu tıp ve mühendislik okumak için geliyorlar, onlarda da bir sorun yok.''
Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Katar, Azerbaycan ve
Türk Cumhuriyetleri ile Kosova gibi ülkelerden Türkiye'ye üniversite öğrencisi gelmesi için çalıştıklarını anlatan Özcan, ''Rektörlerden beklediğimiz bütün eğitim fuarlarına
katılmaları, hatta kendileri ellerine çantalarını alıp oraları ziyaret ederek okullarını tanıtmaları, promosyon faaliyetlerinde bulunmaları ve oralardan daha fazla öğrenci getirmeleri. Biz protokoller yaparak onlara öncülük
yapıyoruz,
yol açıyoruz'' diye konuştu.
-TÜRK-ALMAN ÜNİVERSİTESİ-
Özcan,
Türk-Alman Üniversitesi Rektörlüğü için
başvuran aday adaylarından 3'ünün YÖK Genel Kurulu tarafından belirlenerek, içlerinden birini rektör ataması için Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e sunulduğunu söyledi. Ancak, Cumhurbaşkanı Gül'e sunulan adaylardan ilk sırada bulunan ve aynı zamanda YÖK
üyesi olan Prof. Dr. İzzet Özgenç'in rektör adaylığından istifa ettiğini bildiren Özcan, şunları kaydetti:
''İzzet Bey'i birinci sırada göndermiştik ama o istifa etti. Nedenini bilmiyoruz. Biz de Cumhurbaşkanlığı'ndan listeyi geri istedik. Liste geldi, şimdi onu tartışacağız, süreci
yeniden mi başlatalım yani
yeniden mi çağrı yapalım, başvuru alalım; yoksa daha önce
başvuranlar arasından mı seçelim diye.''
''Bir YÖK
üyesinin rektörlük için
başvurmasının etik olup olmadığı'' sorusuna YÖK Başkanı Özcan, ''Etik tabii. Ama rektör olur olmaz YÖK
üyeliğinden istifa etmesi lazım. Bu, beklenen şeydir'' yanıtını verdi.
Üniversitelerarası Kurul kontenjanından YÖK
üyeliği için aday gösterilen ancak atanmayan Prof. Dr. Celal Şengör'ün yerine
yeni bir aday belirlenip belirlenmeyeceğine ilişkin soru üzerine Özcan, ''Kendileri yapacaklarmış galiba. Yapacaklarından bahsediyorlar'' dedi.
-ÜNİVERSİTELERİN KONTENJANLARI-
Üniversitelerin kontenjanlarının gelecek yıl için yüzde 5 artırılmasını planladıklarını söyleyen Prof.Özcan, şunları kaydetti:
''Vakıf üniversitelerinin kontenjanlarını bu yıl fazla artırmadık, ikinci öğretimleri de çok artırmadık. Rektörlüklerin talebi olsa bile artırmadık. Çünkü geçen yıl bir araştırma yaptık, hangi kontenjan ne kadar doldu diye. Bunu esas aldık, üniversiteden gelen talebi değil. Tüm Türkiye için baktık, o program ne kadar tercih edilmiş, kaçta kaçı dolmuş, buna göre kontenjan veriyoruz.
Doluluk oranları yüzde 5 ile yüzde 95, yüzde 100 arasında değişen miktarlarda çıktı. Biz de dedik ki yüzde 20'nin altındakilere hiç kontenjan vermeyelim. Hatta bazılarına sıfır kontenjan verdik ki kapatılsın diye. Çünkü 2-3 yıldır hiç kimse gitmiyor.
Bilgisayarla ilgili bölümlere daha fazla kontenjan veriyoruz ancak, laboratuvar, alet edevat gerektiren bölümleri artırmadık. Dişçilik, tıp, mühendislik gibi bölümleri bu nedenle çok fazla artıramadık. Tıp fakültelerini zaten geçen yıl artırmıştık, onları çok fazla artıramayız.''
Milli Eğitim Bakanlığı'nın da
okul öncesi öğretmenliği ve engelli çocukların eğitimleriyle ilgili bölümlerin kontenjanlarının artırılmasını istediğini belirten Özcan, ''Biz de onlar ne istediyse onları artırdık. Mesela sınıf öğretmenliği hiç istemiyorlar'' diye konuştu.
-AKADEMİSYENLERİN ASKERLİK DURUMU-
Araştırma görevlilerinin askerliklerini
yeni kurulan üniversitelerde görev alarak yapmış sayılmalarına yönelik çalışmanın henüz sonuçlanmadığını anlatan Özcan, ''Üniversitelerde bu durumda olan kaç kişi var bunu öğreneceğiz. Rektörlüklere bu konuda yazı yazdık. Onların cevaplarını aldıktan sonra Genelkurmay'a bir yazı yazabiliriz'' dedi. Prof. Özcan, böylece
yeni kurulan üniversitelerin öğretim elemanı ihtiyacını karşılamayı amaçladıklarını kaydetti.
25 yaşın üstündekilere bir sınav yaparak üniversitede okuma olanağı verilmesine ilişkin planı olduğunu ancak bunu henüz Genel Kurul toplantısında
üyelere aktaramadığını ifade eden Özcan, şöyle konuştu:
''25 yaşını bitirmiş üniversiteye gidememiş insanlar,
ev
kadınları, ikinci bir diploma almak isteyenler için böyle bir şeyin çok yararlı olacağını düşündük. Esas
faydası da bütün toplumun niteliğini yükseltiyorsunuz. Bunu yaparken kaliteli bir iş
gücü elde edilebilir. Aslında ben bunun
peşindeyim, insanların özlük haklarını iyileştirmekten ziyade
çalışanların kalitelerini yükseltmek esas olmalı. Bu uygulamayı öncelikle daha az talep olan bölümler için
kullanacağız. Esasında ideal olan 25 yaşın üstündekileri hiç sınav bile yapmadan almalı ama biz böyle bir şey olmasın, gideceği bölümle kişinin özellikleri arasında bir ilişki olsun diye bir
yetenek sınavı yapmayı düşündük.''